Yozlaşmış Demokrasi : Kleptokrasi

Yönetimdeki bütün organları zamanla eline geçiren hükümet, demokrasinin yozlaşmış hali olan kleptokrasiye geçiş yapar. Genelde demokratik yönetim biçimini yeteri kadar içselleştiremeyen muhafazakar toplumlarda ortaya çıkar bu distopik yönetim mekanizması. Çünkü demokrasinin en temel doktrini olan güçler ayrılığının tam tersi bir anlayış, devlet başkanı bütün sosyo-ekonomik idareleri elinde toplaması görülür.

Yozlaşmış Demokrasi : Kleptokrasi

Kleptokrasi’nin ne olduğunu açıklamadan önce demokrasinin doktrinlerinden* söz etmek gerekir. Demokrasinin temel maksadı yönetme yetkisinin millete ait olmasıdır. Halk kendi yöneticilerini tayin eder ve yönetime layık görmedikleri yöneticileri o makama getirdiği gibi o makamdan alma gücüne de sahiptir.

20.yy’ın son çeyreğinden günümüze kadar demokraside bir yozlaşma söz konusudur. Özgürlük ilkesinin kapsadığı düşünce özgürlüğü dünyada 60’lardan sonra güçlenmiştir ve bu özgürlük rüzgarı sosyal bilimcilerde muhafazakar ideolojilerin sonu olarak adlandırılmıştır. Ancak bu özgürlük rüzgarı bile sağ ve aşırı sağ ideolojilerin mutlak yükselişine engel olmamıştır. Almanya’nın göç ve entegrasyon politikalarındaki düzensizlik ve Amerikan’ın intervenist politikası son çeyrekte aşırı sağ ideolojilerin yükselmesinde temel etken haline gelmiştir. 2.milenyum ile muhafazakar partiler Almanya, İngiltere, Türkiye, Amerika, Hindistan gibi ülkelerde iktidara gelmiştir. Muhafazakarlığın yükselişi demokrasinin yozlaşmasını başlatmıştır.

Gelişmiş toplumlarda demokrasi hala iyi işlemeye devam ediyor. Fakat gelişmemiş, eğitimsiz, bilinçsiz toplumlarda gücü eline geçiren iktidar, ele geçirdiği gücü muhafaza etmek için insanların milli ve dini duygularını sonuna kadar kullanıyor. Bunun sonucunda da daha büyük bir sorunun baş göstermesi kaçınılmaz oluyor : Kleptokrasi’ye dönüşüm.

Kleptokrasi kelime anlamı olarak bir ülkede iktidara gelen bir ailenin ya da siyasal veya dini grubun, o ülkenin kaynaklarını sistemli olarak kontrolü altına alması demektir. Günümüzde Afrika ve Orta Asya ülkelerine baktığımızda aslında bu tanımdaki birçok ifadeyi görebiliriz: Örneğin Endonezya’nın eski başkanı Suharto, batılılaşma projesiyle yola çıkan ama sonradan ülkesindeki büyük şirketleri, ihaleleri ailesine pay eden ve hatta yağmur ormanlarının bir kısmını ( 9 milyon hektar) kendine hibe eden bir başkana dönüşmüştü. Nitekim 32 yıllık iktidarı halkın müdahalesiyle bittiğinde 40 milyar dolara yakın bir servete ulaşmıştı. 

Dünyada hiçbir şey kalıcı değildir, dünya sürekli değişir ve değişime ayak uyduramayanlar yıkılmaya mahkumdur. Bu nedenle gerekli ıslahatları yapmayan ve demokrasiyi kötüye kullanan liderler eninde sonunda geldikleri gibi giderler. 

Kleptokratik ya da herhangi bir diktatörün kurduğu rejim de halkı, ona yönetme gücünü bahşeden, tarafından görevden el çektirilecektir çünkü halk değişimin ve idarenin daimi sahibidir.

*ilke