VAR OLUŞ SORUNSALI

VAR OLUŞ SORUNSALI

   Boşlukta salınan dünyayı, ufak parıltılar gölgesinde yüceltmeye yeltenen düşsüz ressam gibiyim. Kayıp şehirler eşliğinde salınıyor ruhum. Heybetli Tanrıların yüce katlarına süre gelen yolculuğumda, ahkâm kesiyorum olur olmadık kimselere. Sıkılmış ve iç içe girmiş duygular eşliğinde, duygu silsilesine aç şeytanları dizginliyor yitik bedenim. Anlamını yitirmiş bütün dizelerim. Manasız bütün savaşlarım.

   Keşkeler diyarında kaybolmuşum. Yeri geldi mi kaçmamış, tıkamışım kendimi bulduğum boş mezarlara. Özensiz görünüşümden başka korkutan bir şey yok aynalarda. Eskimiş ve tozlu bir kitabın özetini yaşıyor gibiyim. Bu devre ait değilim. Hissediyorum, iliklerime kadar. Varoluşsal sancılar eşliğinde tüketiyorum bana vaadedilen günleri. Mahşer gününü bekleyen, haksız yere yüküm yemiş bütün mahkumların sesi olmak için zorluyorum ruhumu. 

   Soğuktan büzüşmüş eklemlerimi, sıcak bir kucağa yaslamak ister gibiyim. Kaybolmuş ruhumu, ait olduğu yere adamak ister gibiyim. Sahibini yitirmiş bütün şairâne cümlelerimi tekrardan kavuşturmak ister gibiyim.

   Olanca varlığım ile tiksiniyorum hayat felsefesinden. Gündelik telaşlardan uzaklığımı hesaplayabilecek birim yok henüz. Işıltılı sokakları süsleyen iki bacaklı sürülerden bir hayli bunaldım. Yok bir çıkış yolum.

   Kendini, kendi doğrularına adamış bir kimseyim. Önemi yok kimin seslendiğinin. Haykıracak nefesim kalmadı, fısıltılar eşliğinde çınlasın kulakları bütün yenik düşmüş şairlerin...