SÜPERKAHRAMANLAR VE SİNEMA: PART 1

2019 yılında çıkan ve dünyada sansasyon yaratan Avengers:Endgame şu an dünyada yaklaşık 2,8 milyar dolar gişeyle dünyanın en çok izlenen filmi. Peki, bu nasıl mümkün olabildi? Daha 20 yıl önceye kadar çizgi roman okuyan kesim hariç kimsenin umursamadığı ve “saçmalık” olarak gördüğü bu karakterler nasıl dünyanın en popüler ikonlarına dönüştü? Kimdir, nedir bu süper kahramanlar? 2 kısımdan oluşacak bu yazımda sizlere bu soruların yanıtlarını elimden geldiğince analiz ederek açıklamaya çalışacağım. İlk kısım olacak bu yazımda öncelikle genel olarak “kahraman” imgesinden başlayıp süperkahramanların ortaya çıkışı, çizgiroman devirleri olmak üzere genel olarak isteğim önce “süperkahraman” kavramını altını doldurup 2.yazımda da bu furyanın sinemayı nasıl ele geçirdiğini anlatmak istiyorum. Keyifli okumalar…

SÜPERKAHRAMANLAR VE SİNEMA: PART 1

KAHRAMAN KAVRAMI ÜZERİNE;

İnsan aciz bir varlıktır. Yapabildikleri,üretebildikleri ve güçleri sınırlıdır. Bu sebeple biz -insanoğlu-, sürekli kendimizden üstün bir varlık arayışı içinde olmuşuzdur. Bu varlık kimi zaman bir tanrı, kimi zaman bir peygamber, kimi zaman güçlü bir lider, kimi zamansa sadece doğru şeyi yapabilen iyi bir insan. Tabi insanların fanteziye karşı ayrı bir ilgisi olduğu da doğrudur. İnsanoğlunun en büyük nimet ve eğlencelerinden biridir hayal kurmak; kimi zevk verdiği için yapar bunu, kimi ihtiyacı olduğundan. Bazıları onları görkemli peleriniyle göklere çıkartacak bir kahraman hayal eder, bazıları ise silahları susturup karın doyurabilecek bir kahraman. Öyle ya da böyle her zaman ihtiyacımız vardır bir kahramana; bize yol gösterecek, bizi kurtaracak, bize umut olacak bir olguya…

‘’Kahramanın, kabilenin ya da toplumun kurtarıcısı olması miti tarihten daha eskidir. İki yüz yıl öncesine kadar kahraman sadece bir mit veya kült olarak değil, aynı zamanda tarihin temel açıklaması işlevindeydi. Birçok tarihçiye göre varlığı ya da eksikliği ülkelerin hatta kültürlerin yükselişinde veya düşüşünde hayati önem taşıyordu.’’ (Hook, 1978: 3)

 

 

SÜPERKAHRAMANLARIN ORTAYA ÇIKIŞI VE ÇİZGİROMANLAR

Dünya, 1929 - 1940'lı yıllarda 2.Dünya Savaşı’ından sonra küresel bir ekonomik, siyasi, sosyal sıkıntı içindedir. Buna büyük depresyon denir. Büyük Depresyon'dan en çok etkilenen devletlerden biri ise Amerika olmuştur. Bu çöküş süper kahramanların yaratılmasına sebebiyet vermiştir. Gerçek hayatlarında birçok zorluğa uğrayan fakir Amerika toplumu, hayal dünyalarında yarattıkları eserlerle bir nebze de olsa motivasyon kazanmış, hayata bağlanmıştır. Kaçış edebiyatının önemli bir kolu olan çizgi romanlar ve haliyle süperkahramanlar Amerikalılar için büyük bir umut olmuştur. İnsanları savaşmaya teşvik etmiş, onların idolleri olmuştur. Captain America’nın ilk sayısında Captain, Hitler’e yumruk atar ve ideal bir Amerikan beyazı olarak bütün Nazileri alt eder. Superman, aynı Amerikan halkı gibi, asla geri dönemeyeceği uzak diyarlardan tek yönlü bir bilet alan bir göçmendi. Tüm bu unsurlar bir araya gelince karakter çok hızlı bir şekilde halk tarafından benimsendi ve sevildi. Bu dönem içerisinde dünyanın farklı yerlerinde bu tarz provokatif, teşvik edici ve motive edici mesaj bulunduran birçok karakter yazılıp çizilmiş; halka, askerlere dağıtılmıştır. Çizgi roman camiasının bu ilk dönemi, edebi açıdan pek iç açıcı olmasa da ilerisi için ilk adımlar atılmaya başlanmıştır.

clean.jpg

1941 yılında çıkan Captain America’nın ilk sayısı

 

DC COMİCS

İlk olarak “Action Comics” adıyla yayın hayatına başlayan 1934 yılında ABD’de kurulmuş şirket, yarattığı karakter ve hikayeler ile günümüz popüler kültürünün en büyük temsilcilerinden biri haline gelmiştir. Çizgi romanların çok sayıda filmi, dizisi, animasyonu ve çeşitli uyarlamaları yapılmıştır. Batman, Superman, Flash, Wonder Woman, Green Lantern, Joker, Shazam, Cyborg  gibi birçok karakterin hakları DC Comics‘e aittir. İlk süper kahraman takımı olan Justice League olmak üzere Teen Titans, Suicide Squad gibi birçok takım kurmuş ve birçok özgün karakter yaratmıştır.

4d51132af9c19e7953e2ca3068da0bdb.jpg

 

 

MARVEL COMİCS

Marvel Comics, 1939 yılında kurulan ABD merkezli bir çizgi roman şirketidir. Marvel da tıpkı DC gibi günümüz popüler kültürünün en büyük temsilcilerinden biri haline gelse de şirket ilk dönemlerinde büyük ekonomik sıkıntılar çekmiş, en büyük rakibi olan DC Comics’in çoğu kez gerisinde kalmış ve birçok defa kapanma eşiğine gelmiştir. Daha sonra gümüş çağda; Stanley, Jack Kirby, Gary Friedrich gibi yazarlarla; Steve Ditko, John Romita, Sr., Joe Kubert gibi çizerlerle yaratıcı ve etkileyici işler ortaya koyarak sektörde tutunmayı başarmış, gümüş ve modern çağlarda da piyasanın en büyük öncüllerinden biri haline gelmiştir. Daha sonradan karakterlerin haklarını farklı stüdyolara dağıtarak birçok film, dizi yapılmasını ve camianın popülerleşmesini sağlamıştır. Marvel, süper kahramanları tanrıdan insana indirgeyerek okuyucuyla empati oluşmasını sağlama, kademeli hikaye kurgusu ile arayış ve yükseliş-düşüş gibi unsurları çizgi romanlarına yedirerek birçok karakterin bir arada olduğu çok sayıda “event” ve solo serilerle başarılarını korumuştur.

marvel.0-1080x635.jpg

 

STAN LEE

stanlee1.jpg

Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz, 1941 yıllında Marvel Comics’te yazar olarak çalışmaya başlayan Stanley Martin Lieber, çizgi roman yazarlığı o zamanlar pek de prestijli bir meslek olmadığından “Stan Lee” takma adını kullanmış ve çizgi roman tarihini ve süper kahraman olgusunu kökünden değiştirmiştir. 300’den fazla karakter üreten Stan Lee, birçok toplumsal mesaj ve ders çıkarılacak nitelikte hikayeleri ile dünyanın en büyük ikonlarından biri haline gelmiş,yarattığı karakterler birçok insana ilham kaynağı olmuştur. Marvel çizgi roman evrenindeki Spider-man,Iron Man, X-men, Fantastic Four, Hulk, Daredevil, Thor, Black Panther gibi karakterleri yaratmıştır.

“Bu hikayelerde, ırkı, cinsiyeti, dini ve ten rengi ne olursa olsun herkese yer var. Yer olmayan tek şey, nefret, hoşgörüsüzlük ve bağnazlıktır.

Stan Lee’nin yaptığı en büyük yenilik süper kahramanları “süper” olmaktan çıkarıp gerçekten maddi, manevi sorunları olan, onları anlayıp empati kurabileceğimiz insansı karakterler yaratmasıdır.

“Herkesin imrendiği süper kahramanlar yerine insanların korktuğu, şüphe duyduğu, sırf farklı olduğu için nefret ettiği birileri nasıl olurdu?”

Ben dahil birçok gence ilham kaynağı olan karakterler yaratmak ve onlara doğru ideolojik söylemler yerleştirmek Stan Lee’yi benim için özel bir yere taşır. Kişisel olarak izlediğim her röportajı beni etkilemiştir. Bir “salağın” hayallerimize engel olmasına izin vermemezi, insanlara her koşulda ne olursa olsun iyilik ve empati ile yaklaşmamızı öğütler.

“…Ama onu dövebilmen sana onu dövme hakkı vermez. Unutma, büyük güçle birlikte büyük sorumluluk gelir.”

Bu sözleri her duyduğumda tüylerim diken diken olur, duygulanırım. Spider-Man, bir karakterden fazlasıdır benim için. Çoğumuz gibi ben de onunla büyümüş, onu anlamış, onda kendini görmüş ve ondan ilham almışımdır. Peki nedir bu karakteri bu kadar özel ve gerçek yapan?

15 yaşında radyoaktif bir örümcek tarafından ısırılan Peter, geçim sıkıntısı, ev ödevleri, kız arkadaşı ve biricik halası ile samimi içten bir karakterdir. Adeta bizden biridir. Mahallemizin dost canlısı örümcek adamıdır. O sadece pijamalarıyla insanlara yardım etmeye çalışan iyi bir çocuktur. Bazen ağaçta kalan bir kediye yardım eder, bazen milyonlarca insanın hayatını kurtarır. Göklerden ihtişamlı peleriniyle değil, kendi yaptığı ağlarla düşe kalka gelir insanları kurtarmaya…

Belki ilerde Stan Lee ve Spider-Man karakteri  ile ilgili ayrı bir yazı yazar uzun uzun anlatırım sizlere bu iki efsaneyi…