Sabahattin Ali 113 Yaşında

Sabahattin Ali 113 Yaşında

Sabahattin Ali 25 Şubat 1907 yılında Eğridere'de dünyaya gelmiştir. Türk yazar ve şairdir. Sabahattin Ali asker kökenli bir ailenin çocuğudur. Babası Selahattin Bey piyadedir. Babası jontürkleri destekler ve Tevfik Fikret Prens Sabahattin en yakın arkadaşlarıdır. Hatta ikisiyle olan dostluklarından dolayı ilk oğluna Sabahattin ikincisine ise Fikret koymuştur. Salahattin Bey askerlikten istifa etmesiyle birlikte Edremit’e yerleşirler. Birinci Dünya Savaşı nedeniyle Salahattin Bey askere alınır ve aile Çanakkale’ye taşınır. 1918 senesine kadar orada kalırlar ve Sabahattin Ali’yi oldukça etkiler. Annesinin rahatsızlığı ve babasının işlerinin bozulmasıyla birlikte Sabahattin Ali için çok zorlu bir dönem olmuştur. Sabahattin Ali’nin annesi 16 yaşındayken evlenmiş ve ruhsal sebeplerden dolayı birçok kez intihar etmeye kalkmıştır. Yazarın Edremit’ten olan arkadaşı Hüsniye Hanım için çok sinirli ve diğer oğlu Fikret’e daha yakınlık gösterdiğini söylemiştir. Kendisi ve iki kardeşi için dağ gibi duran babasının yeri onun için çok ayrıdır. Hatta babası vefat ettikten sonra Sabahattin Ali “Hayatımın diğeri yıkıldı sandım.” demiştir. Sabahattin Ali’nin gözündeki baba sevgisini Babam adında yazdığı şiirde gözlemlemekte mümkündür. Şiir 15 Ocak 1927 tarihinde Güneş Dergisi’nde yayımlanır. Şiirin ilk kısımları şu şekildedir.

Babam İçin

Allahım!.. İşte bugün,

Şu zavallı ömrümün
En matemli günü
Elim böğrümde kaldım,
Ben bu gün haber aldım:
Babamın öldüğünü.

Daha kaç gün evvel,

Yüzümü okşayan el ,
Şimdi toprak oluyor.

(…)

 

Sabahattin Ali yaşadığı bu hüznü bu şekilde aktarır ancak şiirde bazı kelimeler onu hayatı boyunca esir alacaktır. Bu şiiri Sabahattin Ali 19 yaşında kaleme almıştır. Çocukluktan beri sahip olduğu mutsuzluk ve yalnızlık duygusu onun peşini bırakmayacaktır.

1921 yılında Edremit İptidai Mektebi’ni bitirmiştir. İstanbul’daki büyük dayısının yanına gitmiştir ve burada bir yıl kalmıştır. Öğrenimini burada sürdüremediği için Balıkesir’e dönmüş ve 1922-1923 yılında Balıkesir Muallim Mektebinde öğrenimine devam etmiştir. Şiir ve hikaye deneyimlerini geliştirmeye başlayarak okulun ikinci yılında gazete ve dergilere yazılar göndermiştir. Arkadaşlarıyla birlikte bir okul gazetesi çıkarmıştır. Bu okulda geçirdiği süre içerisinde günlük tutmaya başladı. Sanata olan ilgisi artmaya başlamıştır. Sanata ve serbest bir yaşama daha fazla özenen Sabahattin Ali, okulun disiplinli ortamından sıkılıp fırsat buldukça kaçarak sinema ve tiyatroya gitmeye başladı. Bunun farkına varan okul müdürü ise kendisini ailesinin yanına göndermekle tehdit etti. Sonrasında Sabahattin Ali intihar etmeye kalkıştı. Kendisinin blöf olarak nitelendirdiği bu intihar girişimi, arkadaşı ve öğretmenleri sayesinde engellendi. Ardından okul müdürünün de desteğiyle İstanbul’a naklini aldırdı. Bu dönemlerde edebiyat öğretmeni olan Ali Canip Yöntemin desteğiyle, Çağlayan ve Akbaba gibi dergilere şiir ve hikâyeler gönderdi. Belirli bir süre düzenli bir hayat sürdürürken annesinin sağlık sorunları arttı. 21 Ağustos 1927 tarihinde öğretmenlik diplomasını aldı.

 

ÖĞRETMENLİK YILLARI

Sabahattin Ali Yozgat Merkez Cumhuriyet İlkokulu’na öğretmen olarak atanmıştır. Dayısının sayesinde çevresi gelişmiş fakat burada kendi şiir ve yazılarını okuyacak bir kitle yakalayamamıştır. Buradaki durumunu Nahit Hanım adındaki bir arkadaşına “Burası beni muhakkak çıldırtacak. Ne basit muhit Yarabbi… Düşün kardeşim konuşacak bir insan bile yok. Hepsi alelade, hepsi dümdüz. (…) Konuşacak dert yanacak bir adam diye kendi kendime haykırdım. Yoktu Malumat sahibi, derin, muğlak bir kimseye rast gelmek mümkün değildi. Müthiş bir surette yalnız kaldığımı hissetim. Ah… bilhassa bu kadar kalabalığın içinde yalnızlık ne acı oluyor Yarabbi” demiştir.

Nahit Hanım öğretmenlik stajında tanıştığı ve Sabahattin alinin çok sevdiği bir kişidir. Arkadaşlık ilişkisiyle başlasa da sonunda Sabahattin Ali platonik bir şekilde Nahit Hanıma aşık olur. Sabahattin Ali’nin Yozgat'ta yazdığı bir çok şirinde Nahit Hanıma duyduğu sevgi vardır. “Ne Kazandık” (1927), “Kalbimde Aşkınız” (1927), “Ebedi” (1928), “Yat ve Uyu” (1928), “Bütün İnsanlara” (1928), “Firar” (1928) ve “Kudurmak” (1928) örnekleridir.

Dil Eğitimi:

1928 senesinde İstanbul'a gelen Sabahattin Ali Maarif Vekaleti'nin yabancı dil öğretmeni yetiştirmek için Avrupaya öğrenci gönderirler. Sabahattin Ali sınava girer ve başarılı olur ve Almanya'ya gider.İstanbul'u çok özlemektedir daha ikinci yılı tamamlanmadan Türkiye'ye döner.Türkiye'ye dönmesi hakkında bir sürü iddia bulunsa da Bu iddialar Sabahattin Ali'nin Nihal Atsız!a anlattığına göre "Bu parazit Türkleri burdan atmalı" diyen Alman öğrenciyi dövmüş olduğu veya Alman öğrencilere komunizm propagandası yaptığı yönündedir.

Tutuklanması:

1930'lu yıllar ilk toplumsal gerçekçi denemeler yazılır. Ayrıca Nazım Hikmet  ile de bu dönem tanışır. Sabahattin Ali hakkında ikinci bir ihbar, bu sefer onun tutuklanmasına yol açacaktır. Aydın Erkek Sanat Mektebi'nde bulunan Türkiye Kominist Partisi'nin Kızıl İstanbul adlı gazetesi, onun öğrenciler üzerinde yıkıcı etkisi olduğu ihbarı ile tutuklanmasına neden olur. Söz konusu parti ile ilişkisi olmadığından dava beraatle sonuçlansa da, 3 ay süren tutukluluğu, onun eserlerindeki karakterlerin oluşmasında önemli bir yer edinir.

1931 senesinde Konya'ya atanır. Burada annesi ve kız kardeşi ile birlikte yaşayan Sabahattin Ali, Almanca öğretmenliğine devam eder. Bir ihbara daha maruz kalır. Bir arkadaş meclisinde okuduğu Memleketten Haber isimli şiiri Atatürk'e hakaret içerdiği gerekçesi ile hakkında dava açılır.

Cumhurbaşkanına ima yoluyla hakaretten hüküm giyen Sabahattin Ali için Konya ile başlayan hapis günleri Sinop ile devam eder. 26 Aralık 1932 senesinde tutuklanmış ve 29 Ekim 1933 yılında cezası bağışlanmıştır. Sabahattin Ali'nin hapishaneye dair görüşlerini Duvar hikayesindeki şu satırlar çok güzel ifade etmektedir:

"Bir mahpusu dünya ile hiç alakası olmayan bir zindana kapamak, ona en büyük iyiliği yapmaktır. Onu en çok yere vuran şey, hürriyetin elle tutulacak kadar yakınında bulunmak, aynı zamanda ondan ne kadar uzak olduğunu bilmektir. Sinop Cezaevi maalesef pek çok yazarımızın "O deli dalgalara dayanmaya çalıştığı bir yer olarak anlatılır." Sabahattin Ali'nin kaleminden "Hapishane Şarkısı" adlı şiirler çıkmıştır. Ayrıca "Göklerde Kartal Gibiyim", "Aldırma Gönül" bugün her dilde ve gönülde yer eden nağmelerdir.

Ölümü:

Tek partili yıllardır ve birçok yazarın yazıları ilgi görmez ve yayımlanmaz. Sabahattin Ali de ülkeden gitmeyi kafasına koymuştur ve pasaport almak için birçok kez başvurur ve birçok kez rededilir. Sabahattin Ali Bulgaristana kaçmaya karar verir. İllegal işlerle uğraşan bir kişiyle anlaşır. Sabahattin ali bu kişi tarafından da öldürülür. Ölümü hakkında cevaplanmayan bir sürü soru var. Sabahattin Ali’yi kendisi öldürdüğünü itiraf etmiş ve 4 yıl hapis cezası almıştır o kişi. Sabahattin Ali’nin yakınları ise başka fikirler ortaya atmıştır ama hala ölümü bir sır perdesidir.

Sabahattin Ali bugün 113 yaşında nur içinde yat usta şair.

Bestelenen Şiirleri:

Hapishane Şarkısı V (Aldırma Gönül - Kerem Güney, Edip Akbayram)

Leylim Ley (Zülfü Livaneli)

Hapishane Şarkısı I (Göklerde Kartal Gibiydim - Edip Akbayram)

Hapishane Şarkısı III (Geçmiyor Günler - Ahmet Kaya)

Çocuklar Gibi (Sezen Aksu)

Kız Kaçıran ( Ahmet Kaya)

Kara Yazı (Ahmet Kaya)

Melankoli (Nükhet Duru)

Eskisi Gibi (Ben Yine Sana Vurgunum - Nükhet Duru)

Dağlar (Dağlardır Dağlar - Sezen Aksu)

Öykü:

Değirmen (1935)

Kağnı (1936)

Ses (1937)

Kağnı - Ses (1943 - İki Kitap Birlikte)

Yeni Dünya (1943)

Sırça Köşk (1947).

Roman:

Kuyucaklı Yusuf (1937)

İçimizdeki Şeytan (1940)

Kürk Mantolu Madonna (1943).

Çeviri:

Tarihte Garip Vakalar, Max Memmerich (1941)

Antigone, Sofokles (1942)

Minna Von Barnhelm, Lessing (1943)

Üç Romantik Hikaye, H. Von Kleist - A.V. Chamisso - E.T.A. Hoffmann (1944)

Fontamara, Ignazio Silone (1944)

Gyges Ve Yüzüğü, Fr. Hebbel (1944)

Yüzbaşının Kızı, A.S. Puşkin (1944) (Erol Güney ile birlikte)