Munch’un Çığlığı

Munch’un Çığlığı

1839-Yağlı Boya-Dışavurumculuk

Çığlık veya orijinal ismiyle Skrik- Sanat Tarihinde orijinal adı Boğuntudur. Birçok eleştirmene göre Munch’un en önemli çalışmasıdır. Munch, bu en tanınmış tablosunda; hayat, aşk, korku, ölüm ve melankoli gibi öğeleri anlatır. Dışavurumculuk akımının adeta tanımını yapan eserdir.

Peki ya Edward Munch kimdir?

Trajik bir çocukluk geçirmiştir. 1868 yılında Edward Munch 5 yaşındayken annesini veremden kaybetti. Yine ablası da aynı hastalıktan 9 yıl sonra öldü. Kristiania kentindeki Royal  Technical College’de mühendislik okumaya başladı. Ancak mühendisliği bıraktı ve Royal School of Art and Design’a başladı. 1883’te ilk sergisi açıldı. 20'li yaşlarında Antwerp ve Paris'te sergiler açtı ve uluslararası ödüller aldı. Fakat ölümlerden bir türlü kurtulamadı. Askeri tabip olan babası 1899 yılında öldü. Munch’un çalışmalarında ölüm bu yüzden bu kadar baskındır. Aşağıda The Sick Child (Hasta Çocuk) resminde solgun yüzlü hasta bir kızının yanında muhtemelen annesi diz çökmüş ağlamakta.

Munch hiç evlenmedi. 1902 yılında Tulla Larsen ile birlikteydi. O sırada sol elinden vurulur. Tetiği çeken kimdi ve olayın sebebinin ne olduğu konusunda hala bir bilinmezlik söz konusudur. Larsen Munch ile tüm dünyayı gezdi ancak Munch onunla evlenmeyi kabul etmedi. Lanser intihar edeceğini öne sürdü. Bu ilişki Munch'a epey bir ilham verdi aşk-ölüm hakkındaki resimlerden oluşan sergisi 1902 yılında Berlin Fuarı'nda sergilendi. Selfie çeken ilk sanatçıdır. İlk fotoğraf makinesini Berlin'de almıştır. Munch yaşadığı süre boyunca 1000 resim ve 400 çizim yaptı. Küçük çalışmalarını da sayarsak arkasında 15.400 eser bıraktı ve hakkında 1300'den fazla yazı, şiir yazıldı. Sanatçının meşhur Çığlık resminin 4 farklı varyasyonlarından olan resimlerden bazıları ikişer defa çalındı. 1910’da yapılan Çığlık 2003 yıllında Madonna adlı resimle birlikte çalındı. 1994 yılındaki bir diğer soygunda ise kürtaj karşıtı eylemler yapan bir grup Çığlık resminin bir diğer versiyonunu aldı. Grubun amacı televizyonda kürtaj karşıtı bir kamu spotu gösterilmesiydi, ancak bunun bir blöf olduğu ortaya çıktı ve bir otel odasında resim hasarlı bir şekilde bulundu.

Çığlık Resmi ne Anlama Geliyor?

Resim ilk kez 1893 yılında çizilmiştir. 19.yy'dan sonra Edward Munch gibi sanatçılar artık daha özgür eserler çiziyordu ve duygularını daha özgür bir şekilde ifade ediyorlardı. Edward Munch, Van Gogh gibi sanatçılar sayesinde dışavurumculuk akımı gelişti. Edward Munch bu eser çizerken içindeki anksiyeteyi aktarmıştır. Munch günlüğünde: “Bir gün iki arkadaşımla yolda yürüyordum ve güneş batmak üzereydi. Birden gökyüzü kan kırmızı oluverdi. Durup köprünün demirlerine yaslandım. Konuşamayacak kadar yorgun hissettim o an. Kırmızının tonları mavi ve siyah karışımı fiyordu dolduruyordu. Arkadaşlarım yürümeye devam ettiler, ancak ben olduğum yerde kalakaldım. O anda doğanın inanılmaz bir sesle çığlık attığını duydum.”

  Bu alıntıda Munch'ın “doğanın çığlığını” duyduğunu ifade etmektedir. Gerçekten de resmin Almanca orijinal adı bu durumu yansıtmaktadır: 'Der Schrei der Natur'(Doğanın Çığlığıdır)

Munch psikolojik olarak berbattır. Munch resimde figürün de çığlık atar şekilde tasvir edilmesine hiçbir şey söylememektedir. Resimdeki çığlık atan hayvanlar mı? Yoksa hayatı ölümlerle ve anksiyetelerle geçiren Edward Munch mı? Ancak her halükarda Munch’un Çığlık resminin, modern çağda bireylerin ve hayvanların duyduğu fiziksel ve psikolojik acıyı çağrıştırdığı yadsınamaz bir gerçektir.

 

Bir köprünün üzerinde korkularını hemen yanında yüzü bize dönük bir insan, yüzünde büyük dehşet ifadesiyle başını ellerinin arasına almış bağırmaktadır. Ne var ki sanki bu haykırışı duyan yoktur. Geri plandaki iki kişi sakin bir biçimde köprünün tepeden baktığı körfezi, limanı ve tepeleri seyreder gibi görünmektedirler. Bu anlamda resim bize korkunun yanı sıra yalnızlık, terk edilmişlik duygusu da verir. Adeta bütün dünya haykıran kişinin üzerine yıkılmaktadır ve o tek başınadır. Köprünün üstünde oluşu da intihar düşüncesini akıllara getirmiyor değil. Bunlardan başka bir şey daha dikkatimizi çeker. Gökyüzü çok büyük bir yangın varmış gibi kırmızı sarı tonlarındadır. Fakat ortada ne yangın vardır ne de yangınla beraber olması gereken siyah dumanlar. Ara ara biraz mavinin göründüğü bu tuhaf gökyüzü kuzey ışıklarını andırır biçimde katman katmandır.