Köy Enstitülerinin Kapatılması

Köy Enstitülerinin Kapatılması

Bugün 15 Mayıs 2022. Türk eğitim tarihinde yapılan en büyük hatalardan birisi olan köy enstitülerinin
kapatılışının 66. Yıldönümü… Köy enstitülerinden çıkanlar sadece köy öğretmeni değil aynı zamanda bir terzi,
marangoz ve demirciydi. Tıp, bağcılık, balıkçılık, arıcılık ve ziraat alanlarında eğitim verebilecek düzeydeydiler.
Açılışından kapatılışına kadarki kısa sürede memleketin öğretmen ihtiyacını ciddi ölçüde karşılamıştı.
Enstitülerin kapatılmasını isteyen bir kesim vardı. Türk tarihinin en önemli eğitimcilerinden Hasan Ali Yücel’e
komünist, köy enstitülerine de komünizmin uygulayıcısı dediler, dinsizlikle suçladılar. Oysaki Hasan Ali Yücel’in
“Allah Bir” adlı bir kitabı dahi vardı. Karma eğitimin, kız ile erkeğin karışık olduğu bir modellemenin ahlak
anlayışına karşı olduğunu, modelin keyfi geliştirilmiş olup aydın yetiştirmek yerine yarı cahil yarı aydın bir sınıf
oluşturacağını sebep olarak gösterdiler. Ama zaman enstitülerin başarısını ortaya koymuş Mehmet Başaran,
Talip Apaydın, Fakir Baykurt, Mahmut Makal gibi yazarlar yetiştirmişti.
Köy Enstitülerinin başarısını ve amacını anlamak için öncelikle bize söylenen fikirleri ve komplo teorilerini bir
kenara bırakalım. Yazının geri kalanında kanıtlanmış bilgi ve veriler üzerinden gideceğim (kaynakça kısmından
orjinaline ulaşabilirsiniz).
Köy enstitülerine neden ihtiyaç duyuldu?
Gözünüzün önüne okuma oranının %5 olduğu bir ülke getirin. Bu ülkedeki öğretmenler köylerde eğitim
vermek istemiyor. Dolasılığıyla zorunlu görev yapmak derslerin verimini düşürüyor. Ülkedeki köy öğretmeni
sayısında ciddi bir açık var. Bunlar dışında okul, yol, öğretmen evi yani istihkam yoktu. Memleketin ekonomik
durumu 2. Dünya savaşının etkisindeydi. Yani maddi olanaklar kısıtlıydı. Kısaca durumu özetleyelim; okulunuz,
paranız, öğretmeniniz yok ama eğitilmesi gereken bir halk var.
Hasan Ali Yücel’in köy enstitüleri modeli bu gereksinimleri nasıl karşıladı?
Yazının önceki kısmında Hasan Ali Yücel’e türk tarihinin en önemli eğitimcilerinden birisidir dememin sebebi
bu modellemeye dayanıyor çünkü Hasan Ali Yücel 1940 yılında parasızlığa, okulsuzluğa, öğretmensizliğe
rağmen günümüz okullarından katbekat daha nitelikli öğrenciler yetiştirdi. Peki bunu nasıl yaptı?
Öncelikle köy enstitülerinin temel aldığı iki fikri ele alalım. Bunlardan birincisi John Dewey’e ait; iş ile eğitimin birleşmesi. Bu fikre göre mezunların aynı anda hem okul öğretmenleri hem de toplumun eğitmeni olması
bekleniyordu. Öğrenciler aslında kendi okullarını, evlerini, kışlalarını, iş yerlerini vb. İnşa ettiler ve birlikte
yaparak ve yaşayarak üretim ile eğitimi kaynaştırdılar.
İkinci fikir ise Halil Fikred Kanad’ın çalışmalarına dayanıyordu. Bu çalışmalarda Kanad zorunluluktan değil
özveriyle öğrenci yetiştirecek köye göre öğretmen fikrini savunmuştu. Yani öğretmen atamaları şansa değil,
isteğe dayanacaktı.

1940 yılından başlayarak, tarım işlerine elverişli geniş arazisi bulunan köylerde veya onların hemen
yakınlarında Köy Enstitüleri açıldı. Türkiye'de seçilen şehirlerden uzak ancak tren yollarına yakın tarıma
elverişli 21 bölgede köy ilkokullarına öğretmen yetiştirmek üzere açılmıştı.
1940-1946 arasında köy enstitülerinde 15.000 dönüm tarla tarıma elverişli hale getirilmiş ve üretim yapılmıştı.
Aynı dönemde 750.000 yeni fidan dikilmişti. Oluşturulan bağların miktarı ise 1.200 dönümdü. Ayrıca 150
büyük inşaat, 60 işlik, 210 öğretmen evi, 20 uygulama okulu, 36 ambar ve depo, 48 ahır ve samanlık, 12
elektrik santralı, 16 su deposu, 12 tarım deposu, 3 balıkhane,
100 km. yol yapılmıştı. Sulama kanalları oluşturularak enstitü öğrencilerinin uygulamalı eğitim gördüğü
çiftliklere sulama suyu öğrenciler tarafından getirilmişti. Devlete büyük bir yük yaratmadan istihkam
sağlanmış, öğrencilerin tecrübesi ve niteliği arttırılmıştı.
Aşağıdaki tablodan anlaşılacağı üzere enstitü mezunları öğretmenlik yapmış, böylece köy öğretmeni ihtiyacı
büyük ölçüde giderilmişti.

Dersler nasıl işleniyordu?

Okullar tarıma elverişli arazisi olan köylerin yakınlarında kuruldu. Amaçlarından biri de alternatif tarım
tekniklerini öğretmekti. Arıcılık bilinmeyen köylerde arıcılık, bağcılık bilinmeyen köylerde bağcılık öğretiliyordu.
Enstitüye atanan öğretmen gittiği köyde okul binasını köylülerin yardımıyla yapabilecek kadar inşaat bilgisi de
öğreniyordu. Köy enstitüsünü bitiren bir öğretmen sadece bir ilkokul öğretmeni olmuyor aynı zamanda
ziraatçilik, sağlıkçılık, duvarcılık, demircilik, terzilik, balıkçılık, arıcılık, bağcılık ve marangozluk konularını da
uygulamalı olarak öğreniyordu. Enstitülerin hepsinin kendisine ait tarım arazileri, atölyeleri vardı. Bu sayede
öğretmenler kendi okullarını gittiği köyde köylülerin işbirliği ile inşa ediyor ve devletin okul yapmasına gerek
kalmıyordu dolasılığıyla hazineye yük binmiyordu.


Mezunlara 150 parçadan oluşan alet edevat verilirdi. Öğretmenler bu aletler ve köylülerin yardımıyla okulları
inşa eder tarım tekniklerini ve okuma yazmayı öğretirdi. Hasan Ali Yücel dünya klasiklerini türkçeye çevirtip
öğrencileri her yıl 25 roman okumakla yükümlü kıldı. Her öğrenci bir müzik aleti çalardı böylece öğrencilerin
entelektüel birikimleri de arttırılıyordu. Müzik derslerini veren isimler arasında Aşık Veysel göze çarpıyor. Aşık
Veysel enstitüleri gezip öğrencilerine bağlama çalmayı öğretiyordu.

Köy enstitülerinin kapatılması:

2. Dünya savaşından sonra Sovyetler Birliği lideri Stalin Türkiye’den kars, ardahan ve artvini ayrıca boğazlarda
askeri üs talep etti. Bunun üzerine Türkiye dünyadaki diğer süpergüç olan Amerika’dan yardım istedi. Amerika
yardım karşılığı “milli şeflik”, “5 yıllık kalkınma planı” ve “köy enstitüleri” gibi uygulamaların sovyet sistemine
benzer olduğunu öne sürerek kaldırılmasını talep etti. Bu Türkiyenin yönetiminde, ekonomisinde ve
eğitiminde verilen büyük bir tavizdi. Köy enstitüleri CHP döneminde önce öğretmen okuluna çevirildi sonra
kapatıldı. İşte Türk eğitim sisteminin kaybedilmesindeki ilk adım buydu.